GSS (Genel Sağlık Sigortası) Bilgileri
11 Ocak 2012 – 23:19 | Yorum Yok

28 Aralık 2011 Tarih ve 28156 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Genel Sağlık Sigortası Kapsamında Gelir Tespiti, Tescil ve İzlem Süreci İlişkin Usul ve Esaslar hakkında Yönetmelik ile Primlerin Ödenmesi Konusunda Bilgi Notu
şsizler, yoksullar, gençler, tarımda …

Yazının Devamını Oku »
Anasayfa » Sözler

Sihirli Kırmızı Mumlar…

Tarafından Yazılmıştır. 26 Kasım 2011 2 Yorum Var

Lanetli bir aydır Kasım;

ki en büyük büyücüler hep bu ayda doğar,

hep bu ayda ölürler…

 

                                             ***

Bende denemek istiyorum!” dedi Sedat enjöktörü hazırlarken Çiğdem…

 Çiğdem anlamamış gibi yapmaya çalışarak korku ve merak dolu gözlerini çevirdi Sedat’ın üzerine, “Eroini mi?!” diye sordu.

 ”Evet!” dedi Sedat kararlı bir sesle, “İstiyorum!”

  “Hayır, hayır!” dedi Çiğdem ve kolunu sıkmak için kullandığı lastiği tek hamlede çözerek sarıldı Sedat’ın boynuna. “Kanına bir kez bile karışmasına izin vermemelisin.”

  “Kaybedecek bir şeyim yok!” diye yanıtladı Sedat, “Belki iyi gelir ve buna çok ihtiyacım var; herşeyi unutarak sıyrılmaya bu dünyanın tüm pisliklerinden!”

  “Bu zehir benzemez içkiye,” dedi Çiğdem, “Yalvarırım aklından bile geçirme bunu.”

   “Sen vermezsen ben nasıl olsa bulurum,” dedi kararlılığından hiçbir şey kaybetmeyen Sedat ve böylece zor da olsa ikna etti Çiğdem’i.

 

                                                      ***

  Salona giden Sedat, elinde kalp şeklinde ve üzeri yaldızlı iki kırmızı mumla geri döndü…

  “Çok güzeller…” dedi Çiğdem gülümseyerek.

  “Bence de… ” dedi Sedat, o mumların Pınar’ın hediyesi olduğunu Çiğdem’e söylemeyi aklından bile geçirmeyerek…

  Bu kırmızı mumların üzerinde hazırladı Çiğdem eroini ve kendi elleri ile verdi sevgilisinin damarına…

 

                                                        ***

On – on beş dakika bile geçmeden, kocaman bir mutluluk esir aldı bile Sedat’ı. Çiğdem haklı olmalıydı gerçekten tozpembe bir rüyanın içine düşmüştü ve göz kapaklarını açmak için çaba bile harcamıyordu.Dudaklarını öperken Çiğdem, şimdi çok daha kolaydı onun Pınar olduğunu farz etmek ve uzun öpüşmelerin ardından uykuya daldılar.

  Rüya gibi gördü gözlerinin hemen önünde gülümseyerek, “Seni deliler gibi seviyorum aşkım! Ben seni aldatmadım ki! Hepsi yalan! Burdayım ve hep yanında kalacağım!” diyen Pınar’ı.

 

                                                         ***

  Kollarını iki yana açıp kilitledi gözlerini tavana ve durmadan kuruyan dudaklarını güçlükle kıpırdatmayı başararak “Seni…” dedi, “Seni seviyorum…”

  “Ben de seni…” diye yanıtladı bir anda dönüp ona sarılan Sedat.”Hayat denilen bu fırtınalı okyanusta nadir buluan bir inci gibi bakıyor gözlerin… Keşke her şey bu kadar zor olmasaydı. Keşke aldığımız her nefesin bedelini bu kadar ağır ödemek zorunda olmasaydık!”

  “Hişt…” diye susturdu onu Çiğdem, “Yanlızca sarıl, sarıl bana sevgilim!”

  Sabaha dek uyumadan kıvranarak yatakta, Pınar’ı düşündü Sedat. Ona sarılır gibi sarıldı yanında yatan Çiğdem’in baştanbaşa eroine bulanmış bedenine.

 

                                                            ***

  Öğleden sonra gitme vakti geldiğinde, kollarını kocaman açarak sarıldı Çiğdem Sedat’a! “Seni deliler gibi seviyorum! ” dedi, “Yarın sabah erkenden geleceğim, sakın merak etme!”

  “Ben de seni seviyorum,” diyerek öptü Sedat Çiğdem’in dudaklarını…

  Daha kapıdan çıkar çıkmaz esir aldı bunalım Çiğdem’i. Vapurda Beşiktaş’a geçerken ağladığı görülmesin diye yapayanlız bir koltuğa oturmuştu.Eve vardığında da odasına girerek kapıyı kitlemiş ve sessiz hıçkırıklara boğulmuştu. Sedat’ın asla Pınar’dan sıyrılamayacağına tümüyle inanmıştı artık. Bir gece önceki yürek yakan haykırışlarını gördükten sonra, ailesine gözükmekten çok, yanlız kalmak için gelmişti bu eve. Sedat’ın yanında ağlamaya cesaret bile edemiyor, güçsüz olduğunu göstererek onun canını biraz daha yakmaktan korkuyordu.

  Akşam çöker çökmez içmeye başlayan Sedat, Çiğdem’in yokluğunu Fırsat bilerek çıkardı çekmeceden Pınar’ın fotoğraflarını ve yine uzun uzun bakarak her poza, durmadan akıttı gözyaşlarını…

  Gece yarısına doğru biraz sakinleşen Çiğdem, Sedat’ı aradı ve birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini bir kez daha söylediler.

  “Beni merak etme, “  dedi Çiğdem, “İlacımı vurup uyuyacağım…”

   “Peki,” dedi Sedat, “Yarın görüşürüz…”

   “Seni deliler gibi sevdiğimi bir an olsun aklından çıkarma…” dedi Çiğdem ve kapattılar telefonu.

  Son süratle içmeyi sürdürdü Sedat, saat 01.00 civarı hunnarca dönmüştü bile 2 Ocak’tan 3 Ocak’a tüm takvim yaprakları… Elini telefona atarak ezberden çevirdi Sedat Pınar’ın numarasını ama aramaya yine cesaret edemeyerek kapattı ve bir kenara fırlattı telefonu…

  Aynı dakikalarda Beşiktaş’daki evde herkesin uyuyup uyumadığını kontrol ettikten sonra, odasına dönerek ışığı söndürdü ve kapıyı kilitledi Çiğdem. Hayatı boyunca hazırladığı en yüksek doz eroini doldurdu kaşığa! Mumun alevine takılan gözlerinden akan sessiz yaşları kolu ile sildi ve çekti eroini enjektöre…

  Sedat bir bardak rakıyı hızla içtikten sonra, “Ya şimdi ya da hiç!” diyerek bir anda kalkıverdi yerinden! Yatağın üzerinden büyük bir hışımla çektiği çarşafı yırtıp tavandan geçen kalorifer borusuna astı!

  Tavandan sallanan çarşafı izlerken, kolları ile sildi kıpkırmızı olmuş gözlerinden çağlayan yaşları ve bir kadeh daha rakı doldurup yaktı sigarasını, Pınar’ın odanın dört bir yanına patlamaya hazır mayınlar gibi yerleştirilmiş fotoğraflarının üzerinde gezdirerek bakışlarını…

  Çiğdem, Sedat’ın onu ilk gördüğü andaki şaşkın ama gülümseyen gözlerini düşünerk zerk etti damarına eroini ve birkaç dakika sonra kocaman bir gülümsemeye döndü yüzündeki derin acı! Sedat’ın yüzü ve bakışlarını gözlerinin önünden ayırmayarak, “Seni seviyorum! Hayatta hiçbirşeyi sevmediğim kadar!” diye fısıldadı boşluğa… Onu güzel bir uykuya götürmek için geldiğinde Hypnos, odada çılğınca kahkahalar atan Hermes ile karşılaştı…

  Sedat sigarasını söndürüp çıktığında sandalyeye, saat 02.00 olmuştu ve artık Ocak’ın üçüncü günüydü! İlmeği boynuna bir seferde geçirdi ve sonkez gezdirdi gözlerini odadaki fotoğraflarda. “Seni seviyorum Pınar!” dedi, “Her şeye rağmen seni ilk gördüğüm andaki kadar çok seviyorum!”

  Gözlerinden taşıp yanaklarını istila etmiş gözyaşlarını son kez sildi kolları ile ve vurdu tekmeyi altındaki sandalyeye! Gırtlağını sıkıp nefessiz bırakırken onu tavandaki çarşaf, Pınar ve Çiğdem’in yüzlerindeki gülümsemeler birbirine karışıyordu Sedat’ın aklında!

  “Alacağın olsun Satürn!” dedi son nefesini verirken, “Alacağın olsun!”

                                                                ***

  Sabah, tüm çabalarına rağmen kızlarından ses gelmediğini görüp endişelenerek odanın kapısını kırdıklarında,Çiğdem’in kolunda şırınga ile ölmüş olduğunu gördü ailesi! Annesinin attığı çığlıklar tüm apartmanı inletirken, hala kocaman bir gülmseme, pahallı bir Dali taplosu gibi asılı duruyordu Çiğdem’in güzel yüzünde!

| | | |



2 Yorum Var »

  • emel diyor ki:

    çok güzel ve harika bi kitaptı o kadar çok beğendimki sonunda ağladım hüngür hüngür ama Sedat’ın Çiğdem’i seçmesini isterdim her ne kadar kitabın başında Pınar’ı sevsemde sonlarına doğru pınardan nefret ettim o ayrı ama inanın bana soluksuz okudum ve hemen bitirdim bu kitabı bin kere daha okuyabilirimm çokk güzeldi harika :)

Yorum Bırakın

Yorumlarınızı Yaparken Lütfen Ahlak Kurallarını Bozmadan Yazmaya Özen Gösterelim.

Bu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>